GeYiK MeRKeZi FoRuMu  
Geyik forumvideo mail
Geri git   GeYiK MeRKeZi FoRuMu > Genel > Takıl Kafana Göre

Takıl Kafana Göre Minareyi çalan kılıfını hazırlar derler. Siz konunuza kılıf bulamadınız mı ?? O zaman buyrun TKG 'ye :P

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 11 Aralık 2008, 15:27   #1
mesutt
Guest
 
mesutt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: n/a
Thumbs up Stockholm sendromu

Stockholm sendromu

Stockholm sendromu
Rehinelerin, kendilerini rehin alanların duygularını anlama noktasına gelmelerine Stockholm sendromu deniyor. Rehine, kendisini rehin alan kişiyle geçirdiği süre içinde onunla konuşarak öyle bir hale geliyor ki, sonunda ona yardımcı olmaya başlıyor. Bu ruh halini tanımlayan Stockholm sendromu, otuz yıl önce Stockholm’de bir banka soygunu girişimi sırasında yaşandı; ondan sonra da dünyaya mal oldu. Otuzuncu yıldönümü nedeniyle Stockholm sendromunun filmi de yapıldı.
Olay 23 Ağustos 1973 günü Jan Erik Olsson’un Stockholm’un Normalmstorg semtinde bir banka şubesine girmesiyle başladı. Saat 10:03’te banka şubesine giren soyguncu, silahını çekip elindeki patlayıcıları da havaya kaldırarak “Hepiniz yere yatın parti başlıyor” diye bağırdı ve tavana da birkaç el ateş etti. Müşterilerin ve bu arada bazı memurların dışarıya kaçmasına göz yuman sıyguncu üç banka memuresini esir aldı.
Polis, banka şubesine üç dakika sonra ulaştı ve içeriye giren ilk polis, soyguncunun ateşiyle yaralandı. Polis, soyguncuyla bir saat sonra iletişim kurdu. Jan Erik Olsson, yarısı İsveç Kronu, yarısı da döviz olmak üzere 3 milyon kron tutarında para ile, kapının önüne bir sürat arabası getirilmesini talep etti. Soyguncu bu şartlarının yanı sıra, cezaevindeki arkadaşı Clark Olofsson’un da bankaya getirilmesini istedi. Paraları teslim aldıktan sonra rehineleri yanına alarak, kapı önüne getirileck sürat arabasıyla banka şubesinden ayrılacaklarını söyledi.
Polis öğleden sonra, soyguncunun cezaevindeki arkadaşını bankaya getirdi. İçerisiyle bağlantı, cezaevinden getirilen Clark Olofsson aracılığıyla yürütülmeye başlandı. Akşam ise, kapının önüne bir Mustang park edildi. Talep edilen 1,5 milyon İsveç kronu da soygunculara teslim edildi. Soyguncular da rehinelerden ikisini bırakmayı önerdiler. Ama polis kuşatmayı kaldırmadı.

BAŞBAKAN OLOF PALME’YE TELEFON
Soyguncular ve rehineler geceyi bankada geçirdi. Ertesi günü polis rehinelerle konuşmak istedi. Jan Erik Olsson, rehineleri teker teker gösterdi. Cezaevinden gelen soyguncu öğleden sonra polisle temasa geçerek, arkadaşının bankayı havaya uçurmak istediğini bildirdi. Gece içerden patlama sesi duyuldu. Kasaların patlayıcılarla açıldığı öğrenildi. Jan Erik Olsson, gece Başbakan Olof Palme’yi telefonla arayarak, olay yerinden serbestçe kaçabilmeleri için polis kuşatmasının kaldırılması yolunda polise emir vermesini istedi. Rehine kadın memurlardan biri de Palme ile konuşarak, soyguncunun talebinin yerine getirilmesi için yalvardı. Palme de kadına bu konuda yardımcı olmayacağını, soyguncu kabul ederse, rehineleri serbest bırakması karşılığında kendisini rehin olarak teslim edebileceğini söyledi. Olof Palme’den istediğini koparamayan soyguncu, Dagens Nyheter gazetesini arayarak onlarla da konuştu.
Polis kordonunun dışında gazeteciler kritik bir durumu atlamamak için sürekli nöbet tutarken, halk da olay yerine yığıldı ve geceyi orada geçirmeye başladı. Radyo ve televizyonlar, her gelişmeyi anında aktarırken, olay başka ülkelerde de yankı yarattı.

HALK POLİSİ AGRESİFLİKLE SUÇLADI
24 ağustos günü Dagens Nyheter’deki söyleşiyi okuyan halk polise kızmaya başladı. Rehinelerle kaçsalar bile soyguncuların onları öldürmeyeceğine inanan halk polisin, kaçma şanslarını ortadan kaldırarak rehinelerin yaşamlarını tehlikeye attığını düşünmeye başladı. Polis ise banka şubesinin arka bölümündeki soyguncuları ve rehineleri üzerlerinden kilitledi. Kilitlenen bölümün tavanından delik açıldı ve yemek sevkiyatı oradan yapıldı. Soyguncular açılan delikten uyuşturucu gaz püskürtüleceği endişesiyle rehineleri tehdit etmeye başladılar. Rehinelerden birinin boynuna sicim bağladılar ve polisin uyuşturucu gaz verimesi halinde boynuna sicim bağlanan rehinenin uyuşurken öleceğini bildirdiler. Gergin bekleyiş 28 ağustos akşamı 21:28’e kadar sürdü. Polis gerçekten içeriye gaz püskürttü, soyguncularda silahlarını atarak teslim oldular.
Altı günlük gergin bekleyiş sırasında polisin tutumu halk arasında tepki yarattı. Polisi agresif bulan halk, soygunculara acımaya başladı. Pazarlık sırasında soyguncularla rehineler arasında iyi bir diyalog olduğu ve rehinelerin de polise kızdığı öğrenildi. Olay bu boyutuyla dünyanın ilgini çekerken, bu ruh hali ‘Stockholm sendromu’ diye anıldı ve zamanla benzeri durumlar için bu tanımlama kullanılmaya başlandı.

VİCDAN PUSULASI
Soygunculardan Jan Erik Olsson’a on yıl hapis cezası verildi. Sekiz yıl sonra cezaevinden çıkan soyguncu, bir daha yasadışı işlere karışmadı. Önce domuz yetiştiriciliği yaptı. Ardından da Tayland’a taşındı.
Otuz yıl sonra, olay tüm ayrıntılarıyla tekrar anılıyor. Gazeteler Jan Erik Olsson’u Tayland’da buldular. Banka soygunu girişiminden sonra sakin bir yaşam seçen Olsson’un bir dükkan işlettiği öğrenildi. Clark Olofsson ise sadece bir yıl ceza aldı ancak o günden sonra işlediği sayısız suç nedeniyle çok az dışarda kaldı. Şu anda da Kopenhag Cezaevi’nde uyuşturucu kaçakçılığından dolayı aldığı cezayı çekiyor.
Stockholm sendromu bir anlamda vicdan pusulasındaki ibrenin yöneldiği manyetik çekim merkezini de gösteriyor. O manyetik çekim merkezi de, insanların davranışlarındaki makul ölçüden başka bir şey değil. Polis de olsa, asker de olsa fark etmiyor. Banka soyguncuları, rehinelerin hayatı tehlikeye atılmadan yakalanmış olsalar ve aldıkları cezadan çok daha fazlasına çarptırılmış olsalar bile, belki insanlar “Oh olsun” diyeceklerdi. Ama polis, insan hayatını tehlikeye atan davranışıyla halkın tepkisini üzerine çekti. Bunun sonucunda da halk, giderek soygunculara sempati beslemeye başladı.

IRAK DA BİR ÖRNEK
Suçluya da sempati beslenir mi demeyin. Bazen vicdanlarımız, suçlunun peşindekileri suçlu yerine koyuveriyor. Davranışların insani ölçüler dışına çıkmaya başlaması ve adalet duygusunun zedelenmesi, vicdanımızı yaralayıp empatimizi yönlendirebiliyor.
Irak örneğine bakarak da, bu konuda kendimizi test edebiliriz...
  Alıntı ile Cevapla
Alt 11 Aralık 2008, 20:05   #2
emojuk
Gold Member
 
emojuk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30 Ekim 2008
Bulunduğu yer: kalbimin derinlikleri
Mesajlar: 1.056
Rep Puanı: 0
Rep Derecesi : emojuk is an unknown quantity at this point
Standart

okumaya üseniom biri kısaca anlatır mı xS
__________________
öℓüякєη вιℓє уαηıм∂α σℓ GÖRKEMİM ¢єηηєт вιℓє çєкιℓмєz ѕєηѕιz αн вєη ηєуℓєуιм؟
emojuk isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Etiketler: ,


Bookmarks

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı


   
Açıklama

Stockholm sendromu

Copyright © 2007-2009 Stockholm sendromu konusundaki tüm mesajlar geyikmerkezi.com üyeleri tarafından yazılmıştır. Bu konudaki tüm mesajlar Stockholm sendromu ile alakalı mesajlardır. Yazılanların hepsi gerçek olmayabilir ve sadece geyikmerkezi.com üyelerini ilgilendirir. geyikmerkezi.com üyelerinin birinci dereceden el emeği göz nuru olup sitemize ait yazılardır. İzinsiz kullanılması yasaktır. This page you can find information about Stockholm sendromu. Copyright of the articles are belong to their authors.

WEZ Format +3. Şuan Saat: 01:29.


Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Copyright geyikmerkezi.com izinsiz kopyalanamaz
Denizli Web Tasarımı - Otel Programı - Sitemap ping - Sitemap
Geyik Merkezi Geyik Videolar - Geyik Yazılar - Fıkralar - Geyik - akyaka tekne