![]() |
Forumdan Yararlanmak İçin Önce Geyik Merkezine'e Üye olman Gerekiyor.Buraya Tıklayarak Ücretsiz Üye Olunuz.
| ||||||||
| Felsefe ve Edebiyat Felsefik ve edebî anlam taşıyan paylaşımlar |
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Süper Moderatör Üyelik tarihi: Oct 2007 Bulunduğu yer: izmir
Mesajlar: 10,841
Thanks: 71 Thanked 137 Times in 77 Posts
Ruh Halim: | İnsanlık bugün sahip olduğu tüm değerlere bilginin paylaşımı ve bilgide güç birliği yapılması anlayışıyla ulaştı. Farklılıklar ve yenilikler, hatta yaratıcılık, bireysel anlamda kişinin kendisini gerçekleştirmesi sürecini diğer insanlarla paylaşması ile sağlandı. Zamana meydan okuyan bu beyinler kimi zaman ışığın, atomun ve varoluşun, kimi zamanda kelimelerin, mısraların, renklerin peşinden koştular. İnsanlara düşünsel ve duygusal birikimleri ile esin kaynağı olmaya çalıştılar. Buldukları denklemleri, duyguları, renkleri, kelimeleri insanlıkla paylaştılar. Bu paylaşım kimi zaman bir mağaranın duvarında, kimi zaman papirus kağıtlarında, kimi zamanda sayfalar dolusu kitaplarda kendisini gösterdi. Doğa ise bu paylaşımda insanlığın en büyük ve eşsiz kitabıydı. Şimdi ise başını yukarı kaldıran insanın 21. yüzyılda okumaya çalıştığı büyük bir kitap daha var. İnsanlık evrenin kitabını okumaya çalışıyor. Oysaki tüm bunlarının yanında bilinen tarihteki pek çok filozofun da işaret ettiği üzere, okunması en çok emek isteyen ama varoluş nedenimiz adeta onu okumak olan bir kitap daha var. Felsefede bu kitabın kapağını "Kendini" şeklinde ifade etmişler. 21 yüzyılda bilim ise bu kitabı "İnsanın Şifresi" olarak adlandırmakta. Okumak denilince hep aklımıza kitap okumak gelir. Oysaki insan doğayı, insanları, maddeyi, diğer canlıları, tarihi, evreni ve kendini okuyabilir. Okumak öğrenmeye çalışmak, anlamaya çalışmak, merak etmek, ilişkilendirmek ve hayal kurmak kavramları ile de yakından ilişkilidir. Okumak kelimesi kendini en çok kitapların yanına konumlar. Peki bu noktada şu soruyu sormak gerekir. Ne kadar okuyorum? Eğer bu soruyu neden okumuyorum şeklinde sormak durumunda iseniz, bilin ki yaşamınız bir rüzgarda rasgele savrulan gemi misali okyanusunda ilerlemektedir. Okumaya önem vermeyen bireyler, bir yerde geleceklerini ipotek altına almaya karar vermişlerdir. Okumayan insanlar her konudan şikayet eder hale gelirler, özgüvenleri ya azdır ya da bilgisizliğin verdiği cesaretle çok yüksektir. Okumaya önem vermeyen insanların hafızaları bilgi anlamında gelişkin olmadığından, bu insanların çoğunlukta olduğu toplumlarda da toplumsal hafızanın bilgi bakımından gelişmişliğinden bahsetmek çoğu kez mümkün olamamaktadır. Geçmişte yaşanan başarı veya başarısızlıklar çabuk unutulur hale gelir, araştırma olmadığından tarihin tanıklığı iyi bir şekilde gözlemlenip yorumlanamaz, gerçekler sürekli tartışma boyutunda kalır. Bunun sonucunda da kararlar ağırlıklı olarak duygusal seviyede verilir ve kişiseldir. Bu durum kışkırtmaya müsait bir ortamı da doğurur ki, dünya 21. yüzyılda bunun sıkıntılarını çekmektedir. Aslında eğitimin en önemli gayelerinden birisi olan geçmişle gelecek arasında köprü kurmak amacında köprüyü kuracak olan şey kelimelerdir. Sözlü kelimeler zamanın kıskacına girmenizi sağlarken, yazılı kelimeler sizi zaman üstü boyuta ulaştırır. İnsanların neden okumaya özen göstermediklerini sorguladığımızda ise, cevap niteliğindeki bazı başlıkları şu şekilde özetleyebiliriz: Benzerlik karakter profili: Okumak değişmek demektir. Kelimeler onlarla her temas ettiğinizde, başka insanların veya tarihi tanıklıkların düşünsel ve duygusal süreçlerini, deneyimlerini aktarır sizlere. Bu aktarım insanı bir an öncesine göre daha donanımlı hale getirir ki, bu hiçbir şey yapmadığınızı düşünseniz bile sadece hafıza anlamında bile değişmek demektir. Bu nedenledir ki özellikle değişiklik odaklı karakter profilindeki insanlar çok okurlar. Başka bir ifade ile de bir toplumun okuma oranı ne kadar değişiklik odaklı insana sahip olduğunun da göstergesidir. Benzerlik insanları değişimi riskli bulduklarından ve istemediklerinden dolayı okumayı tercih etmezler, gereken önemi vermezler. Okusalar bile ya hep aynı konuda okurlar, ya da aynı kişilerin yazılarını okumayı tercih ederler. Oysaki okumada çapraz okuma denilen uygulama çok önemlidir. Çapraz okuma aslında yine ağırlıklı olarak değişiklik karakter profilindeki insanların tercihidir. Çapraz okuma belirli bir konuda en az 3-4 farklı bakış açsını ve yapılan araştırmayı okumayı gerektirir. Yeterli rol modellerin olmayışı: Bir anne ve baba çocuğunu zihin süreçleri anlamında 7 yaşına kadar olan dönemde modeller. Eğer anne ve baba okumuyorsa, çocuğuna bu konuda rol model oluşturmuyorsa, çocuğun ileride okumaya gereken önemi vermesi beklenmemelidir. Televizyon: İnsanlık teknolojinin getirdiği tüm kolaylıkları yaşamına aktarma çabası içerisinde. Bu teknolojik imkanların pek çoğu gerçekten büyük faydalar sağlar mahiyettedir. Televizyonda aslında bilinçli bir şekilde yapılandırıldığında ve kullanıldığında insanlar için önemli faydalar sağlayabilir. Ancak televizyona gereğinden fazla zaman ayırmak ve onu bilinç düzeyi yetersiz bir zihin anlayışı ile kurgulamak, programları ona göre düzenlemek, kişi ve toplumlar için televizyonu bir zaman hırsızı haline getirir. Zaman hırsızı haline gelmesi durumunda televizyon insanın hayatından okumaya ayıracağı vakti, hayal gücünü ve yaratıcılığını çalar. Yaratıcılık ve hayal gücü çok iç içe geçmiş birbirini destekleyen zihin süreçleridir. Bir radyo piyesi, televizyon dizisinden daha çok hayal kurmayı destekler. Bu durumda radyo piyesinin yaratıcılığa katkısı hayal gücü anlamında öncelikli öneme sahiptir. Televizyona çok zaman ayıran insanlar, çoğu kez okumaya zaman bulamadıklarından şikayet etmektedirler. Okumaya zaman bulamıyorum cümlesi işin aslına bakıldığında genellikle bir kandırmacadır. Merakın desteklenmemiş olması: İnsan merak ettiği müddetçe yaşar. Yaşamak bedensel varoluşdan ziyade, zihinsel varoluşsa eğer, bunun bir diğer ifade şekli de merak etmektir. Merak etmeyen, yaşamını bir meraka adamayan insan ne kadar yaşamış sayılır soru işaretidir. Merak yanlış veya yetersiz modellemeler olması durumunda ailede, eğitimde ve arkadaş çevresinde baskılanır. Merak etmeyen insan okumaz. Ekonomik imkansızlıkların bazen bahane olarak gösterilmesi: Yazılı kaynakların fiyatları kişiler için ulaşılabilir olmalıdır. Fiyatların ulaşılamazlığı saptırılan bir bahane olmamalıdır. Örneğin haftada bir gün akşamları dışarı yemek yemeye zaman ve kaynak ayıran bir insan, ya da kendisine kıyafet almaya özen gösteren bir kişi, kitaplara ekonomik gerekçelerle ulaşamamaktan şikayet etmemelidir. Okuma sevgisini, verimliliğini ve ihtiyacınız , giderin ve artırın. Yaşamdan tat alın...
__________________ ![]() "Bir milletin başarısı, mutlaka bütün milli güçlerin bir istikamette oluşmasıyla mümkündür. Bu nedenle bilelim ki, elde ettiğimiz başarı, milletin güç birliği etmesinden, ortak hareket etmesinden ileri gelmiştir. Eğer aynı başarı ve zaferleri gelecekte de tekrarlamak istiyorsak, aynı esasa dayanalım ve aynı şekilde yürüyelim.." |
| | |
| Site İçi Arama |
Site İçi Arama |