![]() |
| | #1 (permalink) |
| Moderator Üyelik tarihi: Jan 2008 Bulunduğu yer: City oF GFB ! - Mıgros
Mesajlar: 5,355
Thanks: 15 Thanked 33 Times in 28 Posts
Ruh Halim: | Yine her şey karman çorman olmuş karıştıran kaşığın yerine düzeltecek bir el arıyordu. Yine dünyası alt üst olmuş ve yine o kendi kısır döngüsünde, beyaz hayatının karanlık yüzünde, olmayacak isteklerinin hüznünde bulmuştu gece onu. Suskundu, sessiz ve bir o kadarda düşüncesiz, mecali kalmamıştı artık düşünemiyordu hani düşünmek de istemiyordu. Bu yolun sonu nereye varır diye de gelmiyordu artık aklına. O vazgeçtim artık diyordu sanki içten içe. Niye böyle oluyor ki diyordu kendinde feryat edercesine ama şimdiye kadar olduğu gibi başkasının duyamayacağı kadar seslice. Sokak sokak gezip yol aramıştı ama çıkmaz sokaklar kendisini hep aynı sona sürüklemiş şimdi karanlık odasının bir köşesinde yaşlı gözleriyle teslim olmuş bir vaziyette. Eskiden sorulara kulak tıkardı şimdi cevaplar peşinde koşuyordu. Erken gelmemişti, tam zamanı da değildi ama çok mu geç kalmıştı? Bu son vapuru kaçırmanın mı bir endişesiydi ya da yanlış vapura çok binmenin mi bir neticesi... Kim bilir ki kendisi bile bilmiyordu. Belki de hep yanlış yerlerde aramıştı da gözündeki yaşlarla kalbindeki o manasız boşluk gelmemişti aklına. Aradan birkaç saat geçti ve ağlamanın yorgun uykusundan açtı gözlerini, kaldırdı kafasını niye uyandım dercesine soğuk baktı bitmeyen gecesine. Hani bazen zaman akrepliğini gösterirde akrep oynamazya yerinden ve yelkovan inat ederya ileri gitmemek için ve gece sabah olmaması için öylece kalakalırya ve bunlara eşlik eden bir tek gözyaşları vardır durmak bilmeyen. Söylenmelerin ertesinde uzandı yatağına ve artık sabahı, karanlığa güneş doğmasını uyuyarak bekleyecekti. Karanlık, gözlerin kapanıp açılmasında sona ermiş ve ışığa güneşin doğmasıyla kavuşmuştu. Gün renkelere bürünmüş ve maviden, kırmızıdan, yeşilden bir parça olmuştu. Gündüzlerde geceyi yaşayan biri için, günü geceden sıyıran güneşin baya bir anlamı vardı. Annesinin çağırmasıyla bölünen düşünceleri kahvaltı sofrasında "batmayan güneşi bulma" fikrinin keşfiyle devam ediyor ve çocuk olma dercesine kendi kendine olan serzenişlerini artık duymuyor ve sanki ruhunda şafak vakti gelmişti de ne olursa olsun o güneşi bulacak kalbinde tan yeri ağaracak ve bitmeyen gündüzü yaşayacaktı. Okul saati gelmiş evden çıkmıştı. Ayakları okula giderken vehminde bir ışık arayışı, gözleri kaldırıma takıldı. Kaldırım taşları arasından yeşil yeşil otlar büyümüştü. Her gün yüzlerce insanın üzerine bastığı, üstünde kaldırım taşı olan bir ot bile onlara asi filizlenmiş, ne her gün üstüne basanları ciddiye almış nede üzerindeki taşı gözü görmüştü. O ot bile büyümek için bahçe aramamış engellere asi, gri taşlara kendi çok görmeyecesine kendisini hayattan, hayatıda kendisinden esirgememişti. Yaşamak için bahçe arayanlara nispet ısrarın engellere asiliğin ve fedakarlığın dersini veriyordu. Tabii vazgeçmek için bahane bulmanın yerine...
__________________ ♥---==-♥°° Ñè MuTlu VATANI Sevene°°♥-==---♥ |͇̿C͇̿¤̿ ͇̿| Ne MuTLu ••¤ TÜRKÜM ¤•• DiYeN'e ... ! |
| | |
| Site İçi Arama |
Site İçi Arama |