Tekil Mesaj gösterimi
Alt 26 Mayıs 2008, 23:43   #7
abow111
Junior Member
 
abow111 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13 Aralık 2007
Bulunduğu yer: antalya
Mesajlar: 111
Rep Puanı: 0
Rep Derecesi : abow111 is an unknown quantity at this point
Standart

sen okuda öğren bari şirinem benim kimmiş bu deniz gezmiş...ben zaten biliyorum..buyur..



1966 ile 1971 yılları arasında, sözde devrim adına, sözde halk adına sayısız şekilde üniversite işgal ederek, yüksek tahsil amacı ile gelen binlerce öğrenciyi öğrenim hakkından mahrum bırakmış, banka soymuş ve zorla insan kaçırmıştır. Birçok kanlı eylemin planlayıcısı olmakla beraber bizatihi kendiside bu eylemlere katılarak, masum insanların canının yanmasına sebep olmuştur. “Devrim kanla yazılırsa hükmünü verir!” düşüncesi ile Filistin’e giderek her türlü silah eğitimi almış ve aldığı silah eğitimi ile şerefli Türk askerine, polisine kurşun sıkmıştır. İşte böylesine Faşist bir yaklaşımla sözde devrim adına ülke huzurunu kaçırmış bir hayalperesti, deyim yerindeyse bir soytarıyı; aklından özürlü bir grup şimdiki soytarılar, minik zekâlarınca insanımıza kahraman diye yutturacaklar.

Kahramanlığın ne olduğu noktasında dünyaya parmak ısırtacak şekilde bir tecrübeye sahip olan Türk ırkı, böyle ucuz kimselere kahraman diye bakmaz! Aklı ve vicdanı olan her insan ve tarih bilmektedir ki, geçtiğimiz yüzyılın en büyük kahramanları Çanakkale’de huşu içinde yatmaktadır. Kahramanlar; mukaddesatları için, milletleri için, vatanları için yaşarlar. Çünkü tarih bize yine göstermektedir ki, en büyük kahramanlar, Allah rızası için, peygamber aşkı için, millet için, vatan için, bayrak için, kültür için, edebiyat için amansız mücadele etmiş, cefa çekmiş ve ömrünü seve seve vermiş insanlardan müteşekkil.

Ayrıca Deniz Gezmiş ve tayfasının sözde mücadelesi neydi? Türk milletinin mutluluğunu, refahını mı düşünüyorlardı? Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ilimde, teknikte ve endüstride ilerlemesini mi istiyorlardı? Ya da, Mevla’sı bir, Peygamberi bir, dini, dili, kültürü ve tarihi bir (o zamanlar) esir Türk illerinde yaşayan soydaşlarımızın bağımsızlığını mı hayal ediyorlardı? Buna evet diyebilmek çok zor. Hatta hayır! Onların kafalarında böyle bir düşünceye yer vermeyi bir kenara bırakın, dilleriyle bile söylemeye niyetleri yoktu. Çünkü onlar, yani Deniz Gezmiş ve tayfası birer komünisttiler. Ne demekti komünist? En kısa tabirle, “Din insanı uyuşturan bir afyondur” teorisini benimsemiş, Allah’ı önemsemeyen, peygamberi tanımayan, Türklük nedir, vatan nedir bilmeyen bir görüşün temsilcisiydi.

Deniz Gezmiş 1972 yılında idam edildi. Yalnız 1968 kuşağı olarak anılan birçok Deniz Gezmiş taraftarının ve hayranının hep bir kuyruk acısı kalmıştır. Çünkü devrim diye diye memleketi böleceklerdi ama muratlarına eremediler. Onlar hesapta Amerikan emperyalizmine karşıydılar ancak, Marksizm, Leninizm çağrıları altında Sovyet emperyalizminin Türkiye’yi nasıl bir uçurumun eşiğine getireceklerinin de farkında bile değildiler. Çünkü şahıs idam sehpasında canını teslim ederken bile sarf ettiği son sözleri, ‘hakkınızı helal edin’ olmamıştır. Tutanaklara geçen resmi bilgilere göre, “Yaşasın Marksizm, Yaşasın Leninizm!” demiştir. Bu ne perhiz, bu ne lahana? Onun için diyoruz, onlar birer hayalperestti diye.

Peki, hal böyle iken niçin Deniz Gezmiş ve tayfasını Türkiye’nin büyük televizyon kanallarından birisi bir dizi film olarak ekranlara taşıdı. Acaba sebebi ne olabilir? Aslında sebebi çok açık ve nettir. Bu ülkede maalesef televizyon, sinema, tiyatro, müzik ve sanat kolları sol zihniyetin egemenliğindedir. Nasıl oldu? Diye soracak olursanız, onun da cevabı yine çok açık ve nettir. Mesela, bir CHP vardır ki, ‘Mustafa Kemal’in partisidir’ diyerek, Cumhuriyetin bütün kurum ve kuruluşlarından rahatlıkla her türlü istifade edebilmeyi bilmiş, maddi olarak yükselmiş ve elde ettiği kazanımlarla da memleketin aleyhinde çalışacak ne kadar insan varsa hepsini bir şekilde sosyal ve kültürel alanlara yerleştirerek, başımıza musallat etmiştir. İşte bunların sonucudur ki, bugün televizyon dünyası da bu köhnemiş zihniyetin kontrolündedir.

Son olarak da ‘Hatırla Sevgili’ adlı diziyi ekranlara getirerek karşımıza çıkan bu egemen sol zihniyet, yine bildik senaryolara başvurdular. Dizi filmde, Deniz Gezmiş ve tayfasını, iyi kalpli, dürüst, ne yapıyorsa sözde devrim adına, sözde halkın kurtuluşu adına yapan, cesaret timsali, yiğitlik abidesi, haksızlığa uğrayan, mücadeleci, sütten çıkmış ak kaşık gibi tertemiz gösterme çabaları artık, akıl sahibi her Türk insanını çileden çıkartacak seviyeye getirmiştir. Nedir bu Deniz Gezmiş hayranlığı? Nedir bu aşağılık duygusu diye hayıflanmaktan alamıyoruz kendimizi. Aşağılık duygusu diyorum. Çünkü bu ülkede artık öyle bir hale geldik ki, Deniz Gezmiş’i bilmeyen, Nazım Hikmet’i sevmeyen, solcu olmayan hatta Türklüğe hakaret etmeyen adamdan sayılmıyor. Zülfü Livaneli, Edip Akbayram, Can Dündar, Berhan Şimşek, Bedri Baykam, Orhan Pamuk hatta Yaşar Kemal bu konuda örnek teşkil etmektedir. Bu isimler Türkiye’de, televizyonların, gazetelerin, sanat dünyasının köşelerini tutmuşlar, adeta tekelleri haline getirmişlerdir. O bakımdan yeni kuşak, söz konusu bu meslek kollarında ilerleyebilmesi ve başarılı olabilmesi için bu soytarılarla mecburen karşılaşıyor ve ister istemez etkilenip, başkalaşıyorlar. Daha açık olarak ifade etmek gerekirse, baskı altına alınıyorlar. Aynı şekilde bu güruh televizyon ekranlarından, gazete köşelerinden, sinema, tiyatro salonlarından, müzik piyasasından ve genel olarak sahip oldukları kitle iletişim araçları ile toplumun genelini de etki altına almaktadırlar. Özellikle de Türk gençliğini! İşte onun içindir ki, bugün üniversitelerimizde okumakta olan gençlerde doğal olarak, Deniz Gezmiş hayranlığı, Nazım Hikmet sevdası ve solcu olma, devrimci olma isteği baş gösteriyor.


Deniz Gezmiş ve devrimci tayfalarını seneler sonra temizleyip, süsleyip, topluma masum insanlarmış gibi sunacaklar. Yanılıyorsunuz beyler! Hem de büyük bir şekilde yanılıyorsunuz!

1- Kahramanlar aklanmaz! Çünkü kahramanlar asil soylu, dik başlı, yiğit insanlardır. Bir de, edepsizlik yapmayacak kadar dürüst insanlardır, hayâ sahibidirler! O bakımdan aklanmayı gerektirecek ufacık bir yanlışın veyahut pisliğin içinde olmazlar!

2- Ayrıca kahramanmış (!) gibi göstermeye çalıştığınız insan, cezaevinde kaldığı sürece ve idam sehpasında sürekli korkunun bir yansıması olarak, isyan etmiş, her türlü huysuzluğu yapmış, zorluk çıkarmış ve küfüre başvurmuştur. Unutmayın ki, kahramanlar ölüm karşısında bile küfüre başvurmayıp, ölümü ulu yaradana kavuşmak gibi benimseyip, korkusuzca canını hak sahibine teslim edenlerdir!

Kahramanların kim oldukları konusunda bir sıkıntınız varsa, alın size istemediğiniz kadar örnek!

Ruhi Kılıçkıran
Süleyman Özmen
Ertuğrul Dursun Önkuzu
Yusuf İmamoğlu
Ercüment Yahnici
Suat Kürşat
Recep Haşatlı
Erol Türkmen
Gün Sazak
Mustafa Pehlivanoğlu
Ali Bülent Orkan
Cengiz Baktemur
İsmet Şahin
Fikri Arıkan
Selçuk Duracık
Halil Esendağ
Velican Oduncu ve daha sayamayacağımız nice şehitlerimiz…

... ... ... (Adı geçenin isteği üzerine bu isim silindi. ülküm.com)
Yunus Meral
Erdem Karakoç
İhsan Barutçu
Oğuzhan Cengiz
Erdal Kabakum
Kadir Mahir Damatlar
Atilla Kaya
Yılma Durak
Alişan Satılmış
Efendi Barutçu
Mehmet Ekici
Şefkat Çetin
Sertif Parlak
Tayyar Ağlayan ve daha sayamayacağımız nice gazilerimiz…


Eksiklik bizlerdedir. Oysa şehitlerimizin ve gazilerimizin haysiyetli mücadelelerini ve yiğitçe hallerini romanlaştırabilsek, belgeselleştirebilsek, sinemaya, tiyatroya taşıyabilsek ve adlarına türküler yapabilsek, biliniz ki, bu memlekette sanat patlaması olur! Yine ağabeylerin sözde değil, özde kahramanlıklarını dizi film olarak ekranlara getirebilsek, biliniz ki, bu memlekette yerel kanallar da dâhil, bütün televizyon kanalları yayın akışı noktasında tıkanma yaşar! Zira onlar yani bizim ışık bakışlı, altın kalpli ağabeylerimiz, devrimci tayfalar gibi dağlarda gezmedi, şerefli Türk askerine, polisine kurşun sıkmadı, huzur bozmadı! Şanlı Türk Devletinin bekası, necip Türk Milletinin var olması, asil Türk gençliğinin bozulmaması ve ay yıldızlı bayrağımızın hür olarak dalgalanması için amansız ve kesintisiz mücadele verdiler. Çünkü kavgaları sadece sol bir örgütle sınırlı değildi. Dört bir taraftan yurdumuza girmiş, dünya emperyalizmine karşıydı.

Yaşasın Tam bağımsız Türkiye!
Yaşasın büyük Türk Milleti!
Ve selam olsun, ‘Ne Mutlu Türk’üm Diyene’ dedikleri için can vermiş şehitlerimize…
Ve selam olsun onca eziyete ve baskılara rağmen “Nerede kalmıştık?” diyerek, kaldıkları yerden Kızıl Elma’ya doğru at salan gazilerimize…
abow111 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)